Scroll Top
Bahçelievler Mah. Azerbaycan Cad. 25/5 Çankaya / ANKARA
0 312 213 15 51

BONODA (EMRE YAZILI SENET) ŞEKİL ŞARTLARI

BONODA (EMRE YAZILI SENET) ŞEKİL ŞARTLARI

A.TANIM

Bono, Türk Ticaret Kanunu’nda düzenlenen kıymetli evraklardan bir tanesidir. Genellikle yaygın olarak “senet” olarak bilinen bonoda, poliçeden farklı olarak bonoda muhatap yoktur, senedi düzenleyen ile ödeme yapacak olan kişi aynıdır. Ayrıca poliçenin üçlü ilişkisine muhatap ancak kabul ettikten sonra dâhil olurken, bononun ikili ilişkisinde bonoyu düzenleyen, esas borçlu durumundadır. (TTK m. 691/1)

Ciro edilmemiş bonodaki ilişki ikili olmakla birlikte senedin cirolanması ve senet sebebiyle sorumlu kişilerin lehine aval verilmesi gibi nedenlerle kişi sayısı artabilmektedir. Bu durum ise farklı borç-alacak ilişkilerini doğurmakta, bonoyu ise ticari hayatın etkin bir belgesi halinde getirmektedir.

Her ne kadar bononun kullanım alanı çek kadar yaygın olmasada, günlük hayatta tacir olmayan kişilerin alacaklarını güvence altına almak amacıyla bono düzenlemeleri yaygın bir kullanım haline gelmiştir. Örneğin kiraya veren ile kiracı arasındaki alacak ilişkisini teminaten korumak için birçok vatandaş bu yönteme başvurabilmektedir. Yine kanunen tacir sıfatını taşımayan kişilerin para alacaklarına ilişkin yaptığını sözleşmelerde asıl alacakların karşılığı veya teminat olarak da bonoyu kullanıldığını görmekteyiz. Bononun pratik bir şekilde temin edilebilmesi ve kullanım alanının geniş olması birçok hukuki uyuşmazlığı da beraberinde getirmektedir. Bu denemede bononun şekil şartlarına dair kanuni düzenlemelerle birlikte yargı kararları da incelenmeye çalışılacaktır.

B.HUKUKİ DÜŞÜNCELER

1.Türk Ticaret Kanunu’nda Bononun Şekil Şartları

Türk Ticaret Kanunu m.776’da bono veya emre yazılı senet düzenlenmiştir. Kanun’da açık bir şekilde bononun hangi unsurları ihtiva etmesi gerektiği belirtilmiştir. Buna göre;

Bono veya emre yazılı senet;

  1. a) Senet metninde “bono” veya “emre yazılı senet” kelimesini ve senet Türkçe’den başka bir dille yazılmışsa, o dilde bono veya emre yazılı senet karşılığı olarak kullanılan kelimeyi,
  2. b) Kayıtsız ve şartsız belirli bir bedeli ödemek vaadini,
  3. c) Vadeyi,
  4. d) Ödeme yerini,
  5. e) Kime veya kimin emrine ödenecek ise onun adını,
  6. f) Düzenlenme tarihini ve yerini,
  7. g) Düzenleyenin imzasını,

içerir.” Hükmünü havidir. Buna göre bir senedin bono sayılabilmesi için, senet metninde emre yazılı senet veya bono ibaresini ,kayıtsız ve şartsız olarak bir ödeme vaadini, vadeyi, ödeme yerini,kimin emrine veya kime ödeneceği, düzenleme yerini ve tarihini içermek zorundadır. Bu şartları ihtiva etmeyen senedin bono olarak kabul edilmesi mümkün değildir.

Türk Ticaret Kanunu m.777 ise;

“İkinci ilâ dördüncü fıkralarda yazılı hâller saklı kalmak üzere, 776 ncı maddede gösterilen unsurlardan birini içermeyen bir senet bono sayılmaz.

(2) Vadesi gösterilmemiş olan bono, görüldüğünde ödenmesi şart olan bir bono sayılır.

(3) Açıklık bulunmadığı takdirde senedin düzenlendiği yer, ödeme yeri ve aynı zamanda düzenleyenin yerleşim yeri sayılır.

(4) Düzenlendiği yer gösterilmeyen bir bono, düzenleyenin adının yanında yazılı olan yerde düzenlenmiş sayılır” hükmünü ihtiva etmektedir.

Burada kanun koyucu tarafından TTK m.776’daki düzenlemeye bir istisna getirilmiş ve vadesi gösterilmeyen bir bononun veya düzenleme yeri belirtilmemiş olan bir bononun nasıl geçerli sayılacağı hakkında ayrıca bir yöntem belirlemiştir.

TTK M.778’de ise bononun niteliğine aykırı düşmedikçe poliçeye ilişkin hangi hükümlerin bonoya uygulanacağı kanun koyucu tarafından belirlenmiştir.

  1. Yargı Kararlarında Bono’nun Şekil Şartları

Yüksek Mahkeme kararlarında bonoya ilişkin farklı nitelikte kararlar imza altına alınmıştır. Bu hususlara ilişkin olarak birkaç yüksek mahkeme kararını inceleyeceğiz.

Yargıtay 12. Hukuk Dairesi 2014/22946 E.,2014/24707 K. Sayılı kararında;

“..borçlunun borca, faize fer’ilerine ve imzaya itiraz ederek takibin iptali talebine ilişkindir. Yargıtay, kararında TTK m. 779/1  ve bononun şekil şartlarını belirten TTK m.776 ya atıf yapmış zorunlu şartlardan birinin eksik olması durumunda bono niteliğinin kaybolacağını belirtmiştir. Zorunlu şartlardan vade ve ödeme yeri esaslı şekil şartlarından değildir. Bonoya isteğe bağlı olarak, faiz, bedelin nakden ya da malen alındığı veya yetkili mahkeme kayıtları da konabilir. Yargıtay, somut olayda; takibe dayanak yapılan senedin “emre muharrer senet” kelimesini içermediğinden bono vasfını içermediğini belirtmiş olup Borçlunun temyiz iddialarının kabulüne, Mahkeme kararının İİK 366 ve HUMK 428. Maddeleri uyarınca BOZULMASINA.. karar vermiştir.

Yüksek mahkeme kararında “senedin” emre muharrer senet veya bono kelimesini içermemesinden dolayı bono vasfının olmadığına kanaat getirilmiştir. Esasen bu husus TTK m.776’da düzenlenen emredici hükmün sonucudur.

Yargıtay 12. Hukuk Dairesi 2021/1411 E. , 2021/7149 K. Sayılı kararında;

“..Borçlunun, alacaklının bonoya dayalı olarak yapmış olduğu icra takibinin, takip konusu senette ilk cironun lehtara ait olmaması nedeniyle alacaklının yetkili hamil olmadığını ileri sürerek takibin iptali kararı verilmesine ilişkindir.Yargıtay; TTK m. 778 deki gönderme neticesinde TTK m.681  in bonolara da uygulanacağını ifade etmiş, somut olayda takibe dayanak yapılan bonoda, ilk cironun lehtar tarafından yapılmadığı görüldüğünden alacaklının yetkili hamil olmadığının kabulünün gerektiği bu nedenle şikâyetçi borçlu yönünden takibin iptaline karar verilmesi BAM 32. Hukuk Dairesi Kararının BOZULMASINA..” karar verilmiştir.

Anılan kararda senetteki ilk cironun lehine senet düzenlenen kişiye ait olmamasından dolayı, ciro zincirindeki kopukluk sebebi ile bononun yetkili hamili olmadığına kanaat getirilmiştir.

Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 2019/449 E. , 2022/569 K. Sayılı kararında;

“…Düzenlenen bilirkişi raporuna göre; sözleşmeye ve icra takibine konu bononun düzenlendiği tarihten sonra davacı … tarafından davalıya yapılan toplam ödemenin 460.245TL olduğu tespit edilmiştir. Takip konusu senet miktarı 450.000TL olup, senedin miktarından fazla olarak davacı taraf 10.245TL fazla ödeme gerçekleştirmiştir. Davacı tarafın delil olarak dayandığı havale dekontlarında başka bir amaçla ya da başka borçların ödendiğine dair şerh bulunmadığından dava konusu senedin tanzim tarihinden sonra banka havalesi yoluyla davacı tarafça davalıya toplam 460.245TL ödeme yapılmış olduğuna göre, bu havalelerin dava konusu senede yönelik ödemelere ilişkin olduğuna karine teşkil etmektedir. Bu karinenin aksini ispat yükü davalıda olup, davalı tarafça bu ödemelerin başka bir borç için yapıldığına ilişkin dosyaya herhangi bir delil ve belge sunulmadığı gibi, açıkça yemin deliline de dayanılmamıştır.

Her ne kadar Özel Daire bozma kararında davalı ödemelerinin 30.05.2013-03.06.2013 -06.06.2013- 11.06.2013-14.06.2013-17.06.2013 tarihli olanların işbu bononun keşide tarihi olan 31.06.2013 tarihinden önce olduğu ve bu durumda bu tarihlerde yapılan ödemelerin ödeme tarihinde henüz keşide edilmemiş olan bonoya karşılık olduğunun kabul edilemeyeceği belirtilmiş ise de, bilirkişi tarafından yapılan bu ödemeler dava konusu bononun ödenmesinde dikkate alınmamış olup, bu ödemelerin taraflar arasında süregelen başka ticari ilişkilerin karşılığı olarak yapıldığının kabulü gerekir.” belirtilmiştir.

Anılan kararda yüksek mahkemece, keşide tarihinden sonra ancak vadeden önce yapılmış olan ödemelerin, bonoda belirtilen borca ilişkin olduğuna dair bir karine niteliğinde olduğundan bahisle ispat yükünün karşı tarafa geçtiğine kanaat getirilmiştir.

SONUÇ

Yukarıda belirtilen mevzuat hükümleri ve yargı kararları değerlendirildiğinde bononun şekil şartlarının bulunmaması (senet metni üzerindeki yanlış veya eksik kayıtlar, ciranta, yetkili hamil vb.) birçok farklı şekilde karşımıza çıkabileceği görülecektir. Bononun kanundaki şartları taşımaması halinde bono vasfını kaybedebileceği ve bono alacaklısının mevzuat uyarınca bononun kendisine sağladığı haklardan mahrum kalacağı açıktır.

Toplumsal hayatta etkin bir şekilde ödeme aracı olarak kullanılan bononun nasıl düzenlenmesi gerektiğine dair bilgisi bulunmayan yahut eksik bilgisi bulunan kişilerce tanzim edilmesi halinde hak kayıplarının olabileceği de kuşkusuzdur. Bu sebeple bono veya emre yazılı senedin düzenlenmesi esnasında veya sonrasında uzman hukuki görüş alınması hak kayıplarının önüne geçecektir.                  

Av. Arb. Çağlar Şaban ALTINYÜZÜK

bir yorum bırakın