Scroll Top
Bahçelievler Mah. Azerbaycan Cad. 25/5 Çankaya / ANKARA
0 312 213 15 51

İŞTİRAK NAFAKASI HESAPLANIRKEN SADECE GELİR DEĞİL NAFAKA YÜKÜMLÜSÜNÜN TÜM MALVARLIĞI DİKKATE ALINMALIDIR

  1. Hukuk Dairesi 2016/2809 E. , 2016/6000 K.

“İçtihat Metni”

MAHKEMESİ:AİLE MAHKEMESİ

Taraflar arasındaki iştirak nafakasının artırımı davasının mahkemece yapılan yargılaması sonucunda, davanın kısmen kabulüne yönelik olarak verilen hükmün, süresi içinde davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine; temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra, dosya içerisindeki kağıtlar okunup gereği düşünüldü:

Y A R G I T A Y K A R A R I

Davacı vekili dilekçesinde; tarafların …Aile Mahkemesi’nin kararıyla boşandıklarını, aynı kararda tarafların müşterek çocuğu için bu kararın kesinleşmesinden itibaren 75 TL nafakaya hükmedildiğini davalının lüks içinde yaşamasına rağmen kendisini babasının işyerinde sigortalı çalışan bir işçi olarak gösterdiğini, müşterek çocuğun geçen zaman diliminde ihtiyaçlarının arttığını ileri sürerek; boşanma davasında hükme bağlanan 75 TL nafakanın 1.000 TL’ye artırılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili, cevap dilekçesinde; bugüne kadar nafaka bedellerinin eksiksiz yatırıldığını, davalının babasına ait işyerinde işçi olarak çalıştığını, sözkonusu işyerini babasının yönettiğini, iddia edildiği gibi müvekkilinin lüks içerisinde yaşamadığını; bu nedenle, davacının katkısı da düşünüldüğünde talep edilen nafaka artış miktarının fahiş olduğunu; ancak, 200 TL nafakayı ödemeyi kabul ettiklerini belirterek, nafakanın 200 TL olarak belirlenmesine, fazlaya ilişkin talebin ise reddine karar verilmesini talep etmiştir.

Mahkemece; müşterek çocuk … için verilen 75 TL iştirak nafakasının dava tarihinden itibaren 350 TL’ye çıkartılmasına karar verilmiş; hüküm, davacı vekili tarafından süresinde temyiz edilmiştir. Dava ;iştirak nafakasının artırım talebine ilişkindir. TMK. nun 327. maddesinin 1. fıkrası; “Çocuğun bakımı, eğitimi ve korunması için gerekli giderler ana ve baba tarafından karşılanır.” hükmünü, 330. maddesinin 1. fıkrasının ilk cümlesi; “ Nafaka miktarı, çocuğun ihtiyaçları ile ana ve babanın hayat koşulları ve ödeme güçleri dikkate alınarak belirlenir.” hükmünü, 331. maddesi ise; “Durumun değişmesi halinde hakim, istem üzerine nafaka miktarını yeniden belirler veya nafakayı kaldırır.” hükmünü içermektedir.

Yukarıda açıklanan yasa maddeleri birlikte değerlendirildiğinde, iştirak nafakası; çocuğun yaşı, eğitim durumu, günün ekonomik koşulları ile genel ihtiyaçlar ile ana ve babanın mali durumlarına göre takdir edilir. Buna göre, nafaka takdirinde; çocuğun yaşça büyümesi nedeniyle artan ihtiyaçları ile ana ve babanın mali durumlarındaki değişiklik araştırılıp, önceki nafaka takdirinde taraflar arasında sağlanan dengeyi koruyacak bir karar verilmelidir. Somut olayda; taraflardan davalı için yapılan ekonomik ve sosyal durum araştırmasında; davalının babasına ait işyerinde çalıştığı, aylık sabit gelirinin tespit edilmediği belirtilmiş, araç tespitine ilişkin GIB raporu alınması ve SGK kaydı sorgulamasıyla yetinilmiştir. Davacı tanığı;davalının,babasına ait işyerinin 25 yıl muhasebe kayıtlarını tuttuğunu, babasının hem emekli hem de hasta olduğunu, dolayısıyla şirketi davalı ve abisinin işletip yaklaşık 40 Bin TL gelirlerinin olduğunu beyan etmiş, davalı tanıkları ise ; davalının babasına ait işyerinde işçi olarak çalıştığını beyan etmişlerdir. Bu ifadeler karşısında, beyanlar arasındaki çelişkinin giderilip somutlaştırılması için, söz konusu şirkette davalının net konumu (işçi,ortak,işleten vb.) belirlenmeli ve üzerine kayıtlı taşınır, taşınmaz bilgileri sorgulanmalı, (tapu dairesi, bankalar vb.diğer ilgili yerlerden sorulup) davalının ekonomik ve sosyal durumu tam ve sağlıklı olarak araştırılıp saptanmalıdır.

Öyle ise mahkemece; davalının ekonomik ve sosyal durumuna ilişkin tam ve sağlıklı araştırma yapılıp, hasıl olacak sonuca göre, tarafların gerçekleşen sosyal ve ekonomik durumları, nafakanın niteliği, müşterek çocuğun yaşı, eğitim durumu, ihtiyaçları, nafaka yükümlüsünün (davalı babanın) gelir durumu nazara alınarak, TMK.4.maddesinde vurgulanan hakkaniyet ilkesine uygun bir miktarda iştirak nafakasına hükmedilmesi gerekirken; eksik araştırma ve inceleme sonucunda yazılı şekilde hüküm tesisi doğru görülmemiş, bu husus bozmayı gerektirmiştir.

SONUÇ: Yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428.maddesi gereğince BOZULMASINA ve peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine,

18.04.2016 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

 

bir yorum bırakın