Scroll Top
Bahçelievler Mah. Azerbaycan Cad. 25/5 Çankaya / ANKARA
0 312 213 15 51

SUÇ UYDURMA VE İFTİRA SUÇLARI AYRIMI

SUÇ UYDURMA VE İFTİRA SUÇLARI AYRIMI
TANIM

Suç TDK’de “Yasalara aykırı davranış; cürüm.”  olarak tanımlanmıştır.  Uydurma ise; “Gerçek dışı, uydurulmuş olan; yalan, sahte, asılsız,” şeklinde tanımlanmıştır.  Bu iki kavram birlikte ele alındığında, gerçekte meydana gelmemiş yasalara aykırı bir davranışın varmış gibi gösterilmesini ifade etmektedir.

İftira ise TDK’de “Bir kimseye kasıtlı ve asılsız suç yükleme” şeklinde tanımlanmıştır. Dolayısıyla iftira; bir kişiye kasıtlı bir şekilde aslı olmayan suçu yükleme fiiliyle beraber ortaya çıkmış olmaktadır.

HUKUKİ TANIMI

Suç uydurma suçu 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun Adliyeye Karşı Suçlar başlığı altında düzenlenmektedir.

SUÇ UYDURMA

Madde 271-

İşlenmediğini bildiği bir suçu, yetkili makamlara işlenmiş gibi ihbar eden ya da işlenmeyen bir suçun delil veya emarelerini soruşturma yapılmasını sağlayacak biçimde uyduran kimseye üç yıla kadar hapis cezası verilir.

Suç uydurma suçunun faili, işlenmediğini bildiği bir suçu yetkili makamlara işlenmiş gibi ihbar eden ya da işlenmeyen bir suçun delil veya emarelerini soruşturma yapılmasını sağlayacak biçimde uyduran kişidir. Bu suçun faili özellik arz etmediğinden herhangi bir kişi bu suçun faili olarak değerlendirilebilmektedir. Bu suçun maddi konusunu ise TCK’da veya suç tiplerini düzenleyen başka herhangi bir kanunda suç olarak tanımlanmış bulunan bir fiil oluşturmaktadır.

İftira suçu ise yine 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun Adliyeye Karşı Suçlar başlığı altında düzenlenmiştir.

İFTİRA

Madde 267- 

(1) Yetkili makamlara ihbar veya şikayette bulunarak ya da basın ve yayın yoluyla, işlemediğini bildiği halde, hakkında soruşturma ve kovuşturma başlatılmasını ya da idari bir yaptırım uygulanmasını sağlamak için bir kimseye hukuka aykırı bir fiil isnat eden kişi, bir yıldan dört yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.

(2) Fiilin maddî eser ve delillerini uydurarak iftirada bulunulması halinde, ceza yarı oranında artırılır.

(3) Yüklenen fiili işlemediğinden dolayı hakkında beraat kararı veya kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verilmiş mağdurun aleyhine olarak bu fiil nedeniyle gözaltına alma ve tutuklama dışında başka bir koruma tedbiri uygulanmışsa, yukarıdaki fıkralara göre verilecek ceza yarı oranında artırılır.

(4) Yüklenen fiili işlemediğinden dolayı hakkında beraat kararı veya kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verilmiş olan mağdurun bu fiil nedeniyle gözaltına alınması veya tutuklanması halinde; iftira eden, ayrıca kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçuna ilişkin hükümlere göre dolaylı fail olarak sorumlu tutulur.

(5) Mağdurun ağırlaştırılmış müebbet hapis veya müebbet hapis cezasına mahkûmiyeti halinde, yirmi yıldan otuz yıla kadar hapis cezasına; (…)[103] hükmolunur.

(6) Mağdurun mahkûm olduğu hapis cezasının infazına başlanmış ise, beşinci fıkraya göre verilecek ceza yarısı kadar artırılır.

(7) (İptal: Anayasa Mahkemesi’nin 17/11/2011 tarihli ve E.: 2010/115, K.: 2011/154 sayılı Kararı ile.)

(8) İftira suçundan dolayı dava zamanaşımı, mağdurun fiili işlemediğinin sabit olduğu tarihten başlar.

(9) Basın ve yayın yoluyla işlenen iftira suçundan dolayı verilen mahkûmiyet kararı, aynı veya eşdeğerde basın ve yayın organıyla ilan olunur. İlan masrafı, hükümlüden tahsil edilir.

Madde metnine göre bu suçun oluşabilmesi için bir kimseye, hakkında soruşturma veya kovuşturma başlatılması ya da idari bir yaptırım uygulanmasını sağlamak için yetkili makamlara ihbar veya şikâyette bulunmak suretiyle ya da basın ve yayın yoluyla hukuka aykırı bir fiil isnat edilmelidir.

İLGİLİ YARGITAY KARARLARI İNCELEMESİ
YARGITAY 8. CEZA DAİRESİNİN BİR KARARINDA

“TCK.nın 271. maddesinde düzenlenen suç uydurma suçunun oluşabilmesi için failin işlenmediğini bildiği bir suçu yetkili makamlara işlenmiş gibi ihbar etmesi veya işlenmeyen bir suçun delil veya emarelerini soruşturma yapılmasını sağlayacak biçimde uydurması gerektiği; somut olayda, sanığın katılan hakkında devlet büyüklerine hakaret ettiğinden bahisle İzmir Cumhuriyet Başsavcılığına şikayette bulunduğu, doğrudan katılan hakkında bir isnatta bulunan sanığın eyleminin TCK’nın 267/1. maddesinde düzenlenen iftira suçu kapsamında değerlendirilmesi gerektiği, ancak sanığın katılana yönelik iddiasının bir kısım tanıklar tarafından da doğrulandığının ve bu nedenle şikayetin maddi vakıalara dayandığının anlaşılması karşısında; sanığın eyleminin, Anayasanın 74. maddesinde düzenlenen anayasal şikayet hakkını kullanma niteliğinde bulunduğu anlaşılmakla, mahkemenin gerekçe bölümünde de sanığın suç uydurma kastıyla ve iftira kastıyla hareket ettiği konusunda dosyada delilin bulunmadığı anlaşıldığından kasıt yokluğu nedeniyle beraatine karar verildiğinden tebliğnamedeki bozma isteyen görüşe iştirak edilmemiştir.

Mahkemece kanıtlar değerlendirilip gerektirici nedenleri açıklanmak suretiyle verilen beraat kararı usul ve yasaya uygun bulunduğundan, katılanın, sanığın kasıtlı olarak iftira suçunu işlediğine, sanığın atılı suçu işlediğinin maddi delillerle belirlendiğine, sanık hakkında dayanaksız, hukuka ve maddi gerçeklere aykırı beraat hükmünün tesis edildiğine yönelik temyiz itirazının reddiyle hükmün ONANMASINA, oybirliğiyle karar verildi.” şeklinde hüküm verilmiştir.

YARGITAY 8. CEZA DAİRESİNİN BİR KARARINDA

“İftira suçunun oluşabilmesi için; yetkili makamlara ihbar veya şikâyette bulunarak işlemediğini bildiği halde, hakkında soruşturma ve kovuşturma başlatılmasını ya da idari bir yaptırım uygulanmasını sağlamak için bir kimseye hukuka aykırı bir fiil isnat edilmesinin gerektiği, aksi halde şikayet ve beyanların Anayasanın 74. maddesinde yer alan anayasal şikayet ve dilekçe verme hakkı kapsamında kalıp iftira suçunun unsurlarının oluşmayacağı cihetle; 

Oluşan ve tüm dosya kapsamına göre, kızının … tarafından kaçırılmasından sonra, karşı tarafla kızının teslim edilmesi halinde şikayetinden vazgeçeceğini söyleyerek anlaşan sanığın, kızı Hamide’nin karakola tesliminden sonra şikayetinden vazgeçmediği, akabinde 12.01.2015 akşamı Ahmet’in ablası olan …’nun telefonla arayıp “şikayetinizi geri almazsanız Ahmet kayıp der, suçu senin üzerine atarız” diyerek kendisini tehdit ettiğini beyanla Cumhuriyet Savcılığına şikayet dilekçesi verdiği, iki tarafın telefonda aralarında geçen konuşmayla ilgili iddialarının birbirinden farklı olduğu ve konuşma içeriği kesin bir şekilde tespit edilemediğinden sanığın şikayetinin maddi bir vakaya dayandığı ve şikayet hakkı kapsamında kaldığı, sanığın ihbarda bulunurken iftira kastı ile hareket ettiğine dair her türlü şüpheden uzak, kesin ve inandırıcı delil bulunmadığından sanığın atılı suçtan beraati yerine yazılı şekilde mahkumiyet kararı verilmesi,

Yasaya aykırı, sanık müdafinin temyiz itirazı bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebepten dolayı 5320 sayılı Yasanın 8/l. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK.nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA oybirliğiyle karar verildi.” şeklinde hüküm verilmiştir.

Yargıtayın bu kararında belirtildiği üzere şikayet hakkı kapsamında ihbarda bulunmak iftira suçunu oluşturmayacaktır. Bu nedenle iftira suçunun oluştuğuna dair her türlü delil ve emareler dikkate alınarak kişinin bu kasıtla hareket ettiği ortaya konulmadan bu kapsamda bir cezalandırılma yoluna gidilmemektedir. Bu bağlamda Anayasa ile güvence altına alınmış bir hakkını kullanan sanığın suç kastı ile hareket ettiğinden de söz edilemeyeceği anlaşıldığından, sanığa atılı iftira suçunun unsurları itibarıyla oluşmadığı kabul edilmiştir.

YARGITAY 8. CEZA DAİRESİNİN BİR KARARINDA

“TCK.nın 271. maddesinde düzenlenen suç uydurma suçunun oluşabilmesi için failin işlenmediğini bildiği bir suçu yetkili makamlara işlenmiş gibi ihbar etmesi veya işlenmeyen bir suçun delil ya da emarelerini soruşturma yapılmasını sağlayacak biçimde uydurması gerekir. Uydurulan suçun atıldığı kişilerin belirlenebilir olması halinde ise eylemin TCK.nın 267. maddesinde düzenlenen iftira suçu oluşur. Dosya kapsamı ve sanığın kabul yönündeki beyanı dikkate alındığında, sanığın adına kayıtlı olan GSM hattını çıkardığı gün kaybettiğini belirterek kullanan kişinin bulunması yönündeki ihbar ve şikayetinde, kaybolmuş eşya üzerinden tasarruf suçunun isnat edildiği kişinin somut ve belirlenebilir olması nedeniyle eylemin iftira suçunu oluşturduğu gözetilmeden suç vasfında hataya düşülerek suç uydurma suçundan beraatine karar verilmesi,

Yasaya aykırı, Cumhuriyet Savcısının temyiz itirazı bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebepten dolayı 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken CMUK.nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA oybirliğiyle karar verildi.” şeklinde hüküm verilmiştir.

Yargıtayın ilgili kararında iftira suçu ve suç uydurma suçu arasındaki temel farkı olarak isnat edilen suçun belirlenebilir ve somut bir kişiye atılmış olması esas alınmıştır. Bu bağlamda isnat edilen kişinin net olarak bildirilmese dahi belirlenebilir olması durumunda da bu suçun oluşacağı belirtilmiştir. Bu nedenle sanığın, belirlenebilir bir kişi olması dolayısıyla suç uydurma suçundan beraati yerine iftira suçu gözetilmeden karar verilmesi nedeniyle bozma kararı verilmiştir.

Bu iki suç karşılaştırıldıklarında birtakım benzerlikler göstermektedir. İncelenen iki suç da adliyeye karşı suçlar kapsamındadır ve yetkili makamlara ihbar suretiyle işlenmektedir. Bu iki suçun farklılıkları da mevcuttur. Suç uydurma suçunda failin yetkili makamlara bildirdiği ya da soruşturma yapılmasını sağlayacak şekilde delil ve emarelerini uydurduğu fiil suçtur. Ancak iftira suçunda yetkili makamlara bildirilen fiil suç olabileceği gibi idari yaptırım gerektiren bir başka hukuka aykırı eylem de olabilir. Bir diğer fark ise; suç uydurma fiili işlenmediğini bildiği bir suçu yetkili mercilere işlenmiş gibi ihbar etmek ya da işlenmeyen bir suçun delil veya emarelerini soruşturma yapılmasını sağlayacak biçimde uydurmakla gerçekleşir. Ancak, uydurulan suçun faili olarak gerçek bir kişi gösterilmiş ise, fiil iftira suçunu oluşturur

SONUÇ

Suç uydurma suçu ve iftira suçu, ceza adalet sisteminin sağlıklı işleyişini ve bireylerin hukuki güvenliğini korumayı amaçlayan önemli düzenlemeler arasında yer almaktadır. Her iki suç tipi de gerçeğe aykırı beyan veya isnatlar yoluyla hem adli makamların yanıltılması hem de bireylerin haklarının ihlal edilmesini önlemeyi hedeflemektedir.

Suç uydurma suçu ve iftira suçu,  TCK’nın ilgili maddeleri ve yüksek mahkeme içtihatları çerçevesinde ayrıntılı ve kapsamlı bir şekilde düzenlenmiştir. Yargıtay kararlarında, iftira suçu ile suç uydurma suçu arasındaki temel ayrımın, suç isnadının yöneldiği kişi bakımından ortaya çıktığı belirtilmektedir. Buna göre iftira suçunun oluşabilmesi için isnadın belirli veya belirlenebilir bir kişiye yönelmiş olması gerekirken, suç uydurma suçunda ortada belirli bir kişi bulunmaksızın gerçekte işlenmemiş bir suçun varmış gibi bildirilmesi söz konusudur. Yine birçok yüksek mahkeme kararında bazı başvurular bakımından şikayet hakkı kapsamında iftira ve suç uydurma suçlarından dolayı beraat kararı verilmesi gerektiği belirtilmiştir. Bu ayrımların uygulamada zaman zaman karışıklığa yol açabilmesi nedeniyle bu suçlardan dolayı hakkında soruşturma veya kovuşturma başlatılan ya da başlatılması muhtemel olan bireylerin ceza hukuku alanında uzman bir avukata başvurması önem arz etmektedir.

Av. Arb. Çağlar Şaban ALTINYÜZÜK

 
KAYNAKÇA

Yıldırım, A. (2007), İftira Suçu, TBB Dergisi, (69), 179

Taş, B. (2022), Suç Uydurma Suçu, Türkiye Adalet Akademisi Dergisi, (49), 520-527

Leave a comment